22 Mayıs 2015 Cuma

Epelek’lerin ömrü kısa olurmuş, bil istedim.

Tarihlerle aram iyi değil artık. Eskisi gibi, “şu ayın bilmem kaçıncı gününde” diye başlayan yada biten cümleler kuramıyorum. Ama hala gözümün önünden flu bir şerit halinde geçiyor anılarım. Yine de, bir çoğunu hatırlamıyorum.
Hayatımın bir bölümü bilinçaltımda yok. Düşünüyorum, yaşamamışım gibi. Yada yaşamışım da, hayatımda bilmem kaç şiddetinde deprem yaratmamış sanki o günlerim. Sanki, yaşadığım depremlerle, yıkılmamış gibi tüm kalelerim. Bakıyorum, mutluluğumu tepesinden haykırdığım kalem yerle bir aslında. Ama çatısından kendimi atıp hayatımı paramparça ettiğim kale, onca artçı sarsıntıda bile zarar görmemiş. Karanlıktayım, önümü göremiyorum.

Söylesene, biz en son ne zaman paylaştık mutluluğumuzu, acılarımıza en son ne zaman birlikte üzüldük? 

Gökyüzünde yıldızlar varken, karşı yakaya bakıp şehre içtiğimiz gün avuçlarına konan kelebeğe, ne zaman ömür biçmiştin? 

Hangi ayın kaçıncı günüydü; rakı bardaklarımızı “şerefine” diye tokuşturup, bardakları önce masaya sonra dudaklarımıza götürdüğümüz gün? 

Dünyanın en güzel şehirlerinden birinde, el ele yürümüştük. Kaç yıl, ay, gün önceydi, o rüya?

Birlikte son dinlediğimiz, sözlerini gözlerine bakarak mırıldandığım şarkı, ne zaman dolmuştu kulaklarımıza?

Biz ne zaman bu kadar değişebildik, birlikte kurduğumuz hayallerimizi kirlettik?

Hatırlamıyorum, hatırlatmak istemiyorsun belki de.

Neyse, zaten bunlar değildi söyleyeceklerim..

Epelek’lerin ömrü kısa olurmuş, bil istedim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder