18 Eylül 2013 Çarşamba

Yarım.

Bazen yorulduğumu daha çok hissediyorum. Uğraşacak halim kalmamış oluyor. Çabalamak için güç bulamıyorum kendimde. Öyle zamanlarda sadece, saatlerce bir yerde oturup, müzikle doldurmak istiyorum içinde bulunduğum hayatı. Kulaklarımda ezgiler, dudaklarımda o ezgilere ait kelimeler. Günlerce, haftalarca; yaşamak: belki boşa, belki harap denilecek zamanlarda, ama yaşamak işte, yaşadığını hissetmek sadece.

Bazen küllerimden yeniden doğmak istiyorum: korkusuzca, aynı yaşama farklı bir hayatla, farklı anılar, yaşanmışlıklarla. Bazen çok sevdiğim bir şarkının sözlerinde, bazen hiç bilmediğim bir kentte, bir caddede, bazen bir kelebeğin üç günlük ömründe.

Kimi zaman kaçıp gitmek istiyorum kendimden, düşüncelerimden, beynimin içinde dönüp duran cümlelerden. Başka birinin zihninde hayat bulmak istiyorum, başka bir hayalde başkahraman olmak, başka birinin yaşamında boğulmak.

Kaçmak istiyorum, en çok da bilinçaltımdan. Beni her gün daha da sömüren, daha çok tüketen, her gece öldürüp her sabah dirilten hatıralarımdan uzaklaşmak; koşarak, ardıma bakmadan, arkamdan baktırmadan, pişmanlık duygusundan uzak vicdan azabı duymadan.

Son günlerde her gün, her saat başı daha çok ölüyorum. Kan kaybediyor yarınlarım. Dünlerim, toprak altında. Bugünlerim, hep yarım.

Tek bir şey var beni hayata döndürecek. O da imkânsız, sanırım.

İçimdeki “sen” mi ölüyorsun yoksa ben mi benliğimi kaybediyorum, bilmiyorum.

Sonu yok.

Her şey gibi. Hiçbir şey kadar.

Bu da yarım.


09.05.2013


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder