Bazen
yorulduğumu daha çok hissediyorum. Uğraşacak halim kalmamış oluyor. Çabalamak
için güç bulamıyorum kendimde. Öyle zamanlarda sadece, saatlerce bir yerde oturup,
müzikle doldurmak istiyorum içinde bulunduğum hayatı. Kulaklarımda ezgiler,
dudaklarımda o ezgilere ait kelimeler. Günlerce, haftalarca; yaşamak: belki
boşa, belki harap denilecek zamanlarda, ama yaşamak işte, yaşadığını hissetmek
sadece.
Bazen küllerimden yeniden doğmak istiyorum: korkusuzca, aynı
yaşama farklı bir hayatla, farklı anılar, yaşanmışlıklarla. Bazen çok sevdiğim
bir şarkının sözlerinde, bazen hiç bilmediğim bir kentte, bir caddede, bazen bir kelebeğin üç günlük ömründe.
Kimi zaman kaçıp gitmek istiyorum kendimden, düşüncelerimden,
beynimin içinde dönüp duran cümlelerden. Başka birinin zihninde hayat bulmak
istiyorum, başka bir hayalde başkahraman olmak, başka birinin yaşamında
boğulmak.
Kaçmak istiyorum, en çok da bilinçaltımdan. Beni her gün daha da
sömüren, daha çok tüketen, her gece öldürüp her sabah dirilten hatıralarımdan
uzaklaşmak; koşarak, ardıma bakmadan, arkamdan baktırmadan, pişmanlık
duygusundan uzak vicdan azabı duymadan.
Son günlerde her gün, her saat başı daha çok ölüyorum. Kan
kaybediyor yarınlarım. Dünlerim, toprak altında. Bugünlerim, hep yarım.
Tek bir şey var beni hayata döndürecek. O da imkânsız, sanırım.
İçimdeki “sen” mi ölüyorsun yoksa ben mi benliğimi kaybediyorum,
bilmiyorum.
Sonu yok.
Her şey
gibi. Hiçbir şey kadar.
Bu da yarım.
09.05.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder