Hayatımı ayaklarının altına serdiğim, onun için, uzun zamandır yılmadan
savaştığım kahramanım, sen, ölmüşsün. Ardından ağıtlar bile yakılmış ve
ben buna inandıramamışım kendimi. Yeni yeni farkına varıyorum; kadının, kızıl
saçlı hatunun, omzunda huzur bulan, varlığınla gülümsettiğin o kadın, kahramanıyla
birlikte, uzun zaman önce gömülmeliymiş aslında.
Bu yüzden, artık senin olsun bu şehir, sana kalsın anılarım, acılarım.
Paramparça ettiğin düşlerim senin olsun işine yarayacaksa. Senin adına
söylediğim şarkıların her hecesi hayatına adansın bundan sonra.
Dudağımdan dökülen ya da dökülemeyen tüm dualarım, senin yaşamında
hayat bulsun.
Onları yaşat ki, günün birinde; içimde kopan fırtınaları, parçaladığın
hayatı, yerle bir ettiğin güveni, bir anda silip attığın yaşanmışlıkları
getirsin gözlerinin önüne, bu koca şehir.
Yaşa; yaşa ama sıradan bir hayat olmasın seninki. Gönlünün
istediğince, hayal gücünün yettiğince, dualarım gerçekleştikçe yaşa.
Sana bırakıyorum ben, seninle sevdiğim bu kenti. Şimdiye kadar
tanıdığımı zannettiğim, etraftaki insanlara, sana, hatta kendime karşı
savunmaktan hiçbir zaman vazgeçmediğim adamı, bırakıp gidiyorum. Artık, savaşmıyorum.
Zaferini kutla,
Bu şehirde, senin adınla hayaller yerle bir oldu,
Bir hayat, en güzel zamanlarında mahvoldu.
Bir kadın, bu kentte, seninle var oldu ve aynı kentin yağmurlu bir gününde seninle
yok oldu!
Son bir şarkıyla, gözyaşıyla ve son bir duayla;
Bir aşk sona erdi, adınla!
Dudaklarımdan senin için dökülen ilk ve son beddua;
Sev, bir başkasını; benim seni sevdiğim gibi.
Senin için döktüğüm gözyaşları misali.
.jpg)
