25 Aralık 2011 Pazar

İç Ses..



Anlatamaz bir kadın çoğu zaman hissettiklerini. Dökemez yüreğinde yaşattığı hayalleri. Acılarını itiraf edemez ulu orta ya da özlemlerini..

Karanlığa sığınır, aslında karanlıkla savaşır. Çünkü gece başını yastığa koyduğu zaman yüzleşir kendisiyle, hiçbir zaman yüzleşemediği korkularıyla karşı karşıya gelir..

Ve o kadın, eğreti tebessümlerinin ardına gizlenir hep.İçinde kasırgalar çıkar, fırtınalar kopar ama hep gülümser. Gözlerinin içine değilse bile suretine hep bir tebessüm yerleştirir..


Ya ben geç kalmıştım sana ya da sen erken gelmiştin bana,
Ya bu şehre fazlaydık biz ya da bu şehir küçüktü, acılarımıza..

23.12.11

24 Aralık 2011 Cumartesi

Farklı Yaşamlar.


Eskisi gibi olmayacak hiçbir şey. Ne olursa olsun, hayat önümüze hangi sürprizlerle çıkarsa çıksın, mutlu günler yaşanmayacak bir daha.

İnsanlar bizi izleyip, eğlenmeyecekler. Biz konuşurken, bizi dinleyemeyecekler. Birlikte yaşadığımız mutluluğa hiç kimse şahit olmayacak çünkü biz birlikte bir daha mutlu olamayacağız. Bir geri dönüş olmayacak, ikimizde geriye doğru bir adım atamayacağız.

Ay dönümleri, frambuazlı pastayla gizliden gizliye kutlanmayacak artık. Yıl dönümü diye bir şey olmayacak. Ayrılığın üstünden geçen aylar olacak, aylar birikip yılları doğuracak.

Ve zamanla, tüm güzel hatıralar tozlanacak.

Birlikte yaşadığımız günler unutulacak.

Karşılaşacağız belki, ya da aynı masada oturacağız. Konuşmadan. Konuşamadan. Çünkü hiçbir şey olmamış gibi davranamayacağız. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Ya ben hatırlayacağım ufak bir anımızı, tebessümle ya da sen anımsayacaksın bir şeyleri, önemsiz gelecek. Üzerinden çok zaman geçmiş olacak ve farklı hayatlarda, farklı insanlarla yaşayacağız. 


İthaftır; kimseye anlatmadığım düşlerime.
30Kasım2011
00:20