Bir kadın çok severken, bir adam çok sevmeli o kadını.
Gözleri gülerken kadının ve tebessümüne adamışken kendini
adamın; mutluyken yanında, adam çekip gitmemeli ardına bile bakmadan. Silmemeli
yaşananları. Ve umursamaz davranmamalı.
Bir kadının hayalleri, asla yerle bir edilip gidilmemeli.
Eğer giderse adam; anıları bırakıp bir kenara, hiçbir şeyi
düşünmeden, aniden; bilmeli ki bir hayat yarım kalmıştır.
Ve bu bir nevi, ah almaktır.
Çünkü bir kadın, kollarında huzurlu olduğu adamı, değer
verip hayatına aldığı o canı atamaz bir anda düşlerinden, aklından ve
yaşamından. Uzunca bir müddet, aldığı her nefeste, ciğerlerine dolan her havada
o adamın adı vardır ve yaşamak, o kadına, zorlaşmıştır.
İşte bu yüzden, kimse, o kadına “Unut!” dememeli. Çünkü
kadın, korkularıyla yüzleşip geçmişi ağlayarak değil, tebessümle hatırlamalı.
Bunun için günler, haftalar, aylar geçmeli ve o kadın bu süre içinde,
kendisiyle baş başa kalmalı.
Geri dönerse adam günün birinde, kadın o adamı, affetmemeli.
Affetse de eskisi gibi sevmemeli. Aşkı iliklerinde
hissetmemeli. Duygularına yenik düşmemeli.
Severse hiçbir şey olmamış gibi, ilk günkü gibi hissederse
aşkı damarlarında, yenik düşerse eğer duygularına; hazırlamalı bir ayrılık
sahnesine daha kendisini.
Ve gitmeli. O şehri, terk etmeli…
Not: Ahmet Oğuzhan Doğan'nın Bir Adam ve Bir Kadın(1) Yazısına İthafen.
20Kasım2011
02:20
0 yorum:
Yorum Gönder