Her yıl, bugün, hep böyle olurum ben..
Önce gülerim, tüm hücrelerim de hissedilir mutluluğum. Çok gülerim
ama, yaş gelir gözlerimden. Hem gülerim hem göz pınarlarımda yaş biriktiririm
ben.
Kıpkırmızı olur yanaklarım. Kahkahalarım dolar evin her
köşesine. Evin her köşesi, gizlice içine çekip, bu evde olmadığım günler için
saklar sesimi, hıçkırıklarımla birlikte.
Oysa, her tebessümden sonra aniden hüzün çöker bedenime. Aslında
gülerken biriktirdiğim hüznümü açığa vururum ben, istemesem de gözyaşlarım
eşliğinde.
Hep hayal kurarım; bir odadan diğerine geçerken, koltukta
uzanmış televizyon seyrederken, yemek yaparken bazen, kimi zaman da tek başıma
oturup sessizliği dinlerken.. Düşlere dalarım ben, sonra da bir damla yaş
düşer, kirpiklerimden.
Her yıl, bugün, hep böyle olurum ben..
Eksik kalır bir yanım hep. Eksiktir de zaten. Nedense her
yıl bugün, daha çok hissederim tamamlanmadığımı. Puzzle’ın kayıp son parçasını,
bir yerlerde aniden bulacakmışım da tamamlanacakmışım gibi gelir. Ve bu hissi hep
bu gecenin sonunda yaşarım ben. Çünkü, her sene bu gece mutlu olacağımı hayal
ederim, istemeden.
Bir de, bugün bir yaş daha büyürüm ben. Yeni günleri önüme
koyan koca bir seneye “merhaba” derken, geride bıraktığım iyi-kötü günlerime “hoşça
kal” derim içimden. Başımı yastığa koyduktan sonra, yeni yaşım için hayal
kurmaya başlarım, farketmeden.
Ardından on üç eylülleri getirdiği için, on iki
eylülleri sevmem.
İşte bu yüzden; her yıl, bugün, hep hüzünlü olurum ben..
12Eylül2011
22:25
