Bir dünyaya bedel bir ordu içinde, yapayalnız olduğunuzu hissettiniz mi
hiç?
Ya da, saatlerdir gelmeyen bir otobüsü bekleyen insanların arasında,
aslında o durakta bir tek sizin olduğunuz düşüncesi kemirdi mi zihninizi?
Yazın kavuran sıcaklarının ardından gelen hazan mevsiminin son
günlerinde sararmış onca yaprağın arasında, yeşilliğini yavaş yavaş
yitirenlerden biri gibi, çevrenizi sarmalayan onca arkadaşınıza, dostunuza,
insanlara inat içinize işledi mi hiç, kimsesizlik hissi?
Peki ya, sağanak altında yürürken; suratınıza düşen tüm damlalar gibi,
boğazınızda düğümlenen kelimeler anlatabildi mi içinizdekileri?
Hissettim, her gün havasını soluduğum o koca dünya içinde bir başıma
olduğumu.
Dakikalarca beklediğim otobüs duraklarında, sağır bir insanın bir şeyler
söyleyen dudaklara inat tek bir sözcük bile duyamayışını yaşadım her seferinde.
Sonbaharın son gününde, ağaçtan düşen yemyeşil bir yapraktım aslında;
beni saran onlarca sarı yaprağa inat koparttım tüm bağlarımı köklerimden.
Koparıldım belki ama sonbaharı en acı şekilde teslim ettim kışa.
Ve bir sağanakta, kim bilir belki bir yaz yağmurunda, adımlarken
Ankara’yı, ne hıçkırıklarım anlatabildi zihnimdekileri ne de yağmurla birlikte
süzülen gözyaşlarım.
Çünkü ben, en az
sizin kadar yalnızdım.
“En
az..”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder