7 Şubat 2011 Pazartesi

Kronik Halsizlikler.


Soğuk kış gecelerinde üşüşürüz biz sobanın başına.
Biz dediysem; ben, hayallerim bir de sensizlik.
Kalabalık olmayız, çık gel,
Her gece kapıyı çalacaksın ümidiyle, yolunu gözleriz..


Yüzyılların bilmem kaçıncısında, gidişinden sonra kayıplara karıştım adam. Yer yerinden oynadı, ayaklarımın altından zemin çekildi sanki. Dibe vurdum. Ben, dudaklarından dökülen ‘Gidiyorum!’ mermisiyle, vuruldum. Biliyor musun, teknolojinin bu kadar ilerlediği bir yılda bulamadılar “biz”den bir iz? Terk edişin öyle bir gidişmiş ki, yanına bize dair her şeyi almışsın. Söylesene sevgili, hatıraları benden koparmanın amacı geceleri yalnız uyumamak mıydı yoksa yaşadıklarından ve yaşattıklarından oluşan pişmanlığı unutturmak mıydı?

Arkandan kan döktüm. Kapıdan çıktığın an, düşlerimi öldürdüm. Her ayrılıktan sonra derler ya ‘Senden sonra ben katil oldum, aşkı idam sehpasına götürdüm!’ diye, sen bana sırtını döndüğünde, bize dair hayalleri katlettim ben. Elim kolum kana bulandı. Kör bir bıçakla gırtlağını kestiğim ütopik dünyamı’zı, her sabah adımladığın caddenin ortasına gözyaşlarımla bıraktım. Geçirdiğim cinnet büyüklüğünü, hayali hayatımızı gördüğün zaman anlarsın.

Gözlerim başkasını görmesin diye oydum ben onları. Artık yeşil değiller, ikisi de gidişinden sonra kan kırmızısı. Bileklerimi de kestim, oluk oluk biz aktı damarlarımdan. Bedenim, hayallerimizden zorda olsa arındı. Sen, sessizce girdiğin kapıdan çıkarken, ardından çalan şarkı ölüm marşımdı…
Mutlu ol, aldın intikamını!

Hiç olmamışsın, gülümsemeni siluetime hiç yansıtmamışsın gibi devam ediyorum hayatıma.
Dört duvar arasında: üzerimde beyaz gömlek, kollarım bağlı, günde dört kez boğazımdan geçen ilaçlarla. Arada bir uğruyorsun odama. Tanıyamıyorum, hayalinle hiç tanışmamıştım, hayalin yabancı bana.
Yine de çat kapı ziyaretime geldiğin bir gece, Azrail’i de al getir olur mu? Çok ihtiyacım var ona, ayrılığımızdan, bırakıp gittiğinden bu yana..


30Ocak2011
01:59

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder