- Bir hece olmaktı isteğim; dudağından dökülen cümlelerinin
herhangi bir parçasında..-
Bir oyun başladı, aylar önce. Monologdu. Haberin olmadan,
seyircilerle paylaşıyordum ben senin diyaloglarını. Kelimelerimle bazen, kimi
zaman jestlerim ya da mimiklerimle tasvir ediyordum hayatını. Adını senden, benden ve biraz da olmayan ve
olmayacak “biz”den aldı: ‘Gamze”lerimde
Yaşattığım Şizofren’. Sen, uzakta
bir yerde ama yakınımda nefes alıp veriyordun, bense kendi yarattığım dünyamda,
senaryosu sen olan bir piyeste başrol oynuyordum. Bir düş’üş’tü, gerçekleşmesi
gayrimuhtemel, imkânsızı sahneye koyuyordum.
Kulakların çınlıyor muydu adam, her repliğimde adını
zikrediyordum?
Melodram içinde trajikomedi yaratıldı. Sahnelediğim yaşanmışlığın
seyircisi olan sen, terfi edip başrolü paylaşmaya başladın benimle. Dâhil olsan
da dramıma, adımız müzikaldi aslında: ezgisiz ve sözsüz bir başyapıt, hayatımda..
Oyundu bu, birbirimizden habersiz defalarca doğaçlamasını
yaptığımız, bir türlü sahneye koyamadığımız bir tiyatroydu. Geceleri yastığa
başımızı koyduğumuzda birkaç dakikalığına kendi kendimize yönettiğimiz entrika
dolu kurguydu.
“Rol yapan hangimiz?
Hangimiz kaybedeniz?”
Diye fısıldamıştım yıkık dökük sözcüklerle, bir şey dememek
için direnen silik siluetine: tek bir tümce ile bekleyişlerime bağladığım
umudumu avuçlarının arasına alman hayaliyle.
Ve perde: “Düşeriz aşk’a birlikte.!”
Ayrı ayrı selamladığımız seyircileri uğurluyorum; dilimde
kahrolmuş kelimeler, yüzümde buruk bir tebessümle:
“Bir daha ki oyun’a daha gerçekçi bir sahnelemeyle..”
Ben
Başlattım Sen Sonlandırdın..
Kendimle baş başa kaldığım mekânda çalışan garsonunun
sesiyle sıyrıldım düşüncelerimden:
“Bir kadeh kırmızı
şarap daha?”
Dipnot:
İntihara meyletmeme neden olan gel gitlerde, yolculuk
göründü, düş’le-me-ler’imin uçurumundan atlıyorum. İyi seyirler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder