15 Kasım 2010 Pazartesi

Bir Ricam Olacak Zatı-âlinizden...






-Gözlerimle dokundum size bayım,
Gözbebekleriniz saman kâğıdını okşarken.
Yeşillikler içinde adeta orgazm oluyordunuz,
Ben sizin pürüzsüz teninizde seyre dalmışken.-

Siz, sağımdaki banka oturup iç çektiğiniz zaman,
Benim ciğerlerime doldu sanki soluduğunuz hava,
Farkında bile değildiniz.
Derdinize ortak olmak istedim,
Sorar gibi baktım size
“Yanınıza oturabilir miyim?”..
Sadece başınızı yanınızda getirdiğiniz kitabınıza indirmekle yetindiniz.
Bakışlarım ağır geldi,
Kendinizi cephedeymişçesine bir adım geriye çektiniz.

Adam;
Heyecandan, ilkokuldaki ilk gününde tir tir titreyen bir çocuk edasıydı bendeki,
Bacaklarım dizlerimden yukarısını taşıyamıyordu; gözbebeklerim gözlerinizdeki hüzne değince,
Bilemediniz.
Rüzgâr size getirsin masalları diye fısıltıyla karışık hikâyeler anlattım, göğe,
Sonu mutlu biten öykülerdi.
Kulaklarınızda sıradan bir ezgi,
Benim sesimi işitemediniz.
Mırıldandınız: “İşitmekle dinlemek farklıdır.”
Düşüncelerimi okumuştunuz.
Boynuma geçirilmiş ipti sözcükleriniz,
Ayaklarımın altından cümleyi çektiniz,
Kelimeler dudaklarınızda hecelerine ayrıldı,
Ben hücrelerinizde hayat bulmak için çırpınırken
İdamımı gerçekleştirdi düşünceleriniz.

Bakakalmışken size
Birden gülümsediniz siluetime.
Kitabı kapatıp gitmeniz ise bir etti her şeyi, yerle.

Arkanızdan koştum ben,
Gittiğiniz yere kadar adımladım her sokağı.
Dönüp baksaydınız suretinize söyleyeceklerim vardı.
Birden durup deniz kenarındaki banka oturmuştunuz ya hani,
Saman kâğıdından sayfaları olan kitabınıza dalmıştınız yine,
İşte o zaman sokulasım geldi dibinize.
Çekip gitmeden önce deseydim keşke;

Bayım;
Kusura bakmazsanız bir ricam olacak zatı-âlinizden;
Ölürken ben, sevişir misiniz ruhumla?
Bileklerimden akıtırken düşlerimi oluk oluk,
Yol çizer misiniz onlara?
Hepsinin sonu size çıksa,
Bir olur musunuz onlarla?

Bir eflatun gibisiniz,
Gözleriniz okşasa tenimi,
Her gece, defalarca
Beni de okur musunuz?

23:52 // 14.11.2010