Kelimelerim tükendiğinde alfabe kırılıyor orta yerinden. Heceler kaçışıyor, sağa sola. Dağılıyor “sen ve ben”, kalmıyor “biz”im geçmişimizden eser. Eskiden böyle miydi? Kenetti ellerimiz, hiç birleşmeden.
Harfler gelmiyor yan yana. Yâr, ayrılık “düş”tü aramızda.
Ayrılık, düştü aramıza.
İşte bu yüzden; yazamıyorum artık seni; uzaksın bana…
Pembe hülyalarım kâbuslarım artık. Her gece dağıtıyorlar, parçalıyorlar beynimi yokluğunla. Mantığım algılayamıyor bedenimin çaresizliğini; uyuşmuş ellerim, ilaçlara bağlanmış düşlerimiz kaçıp gitme telaşında.
Yâr, dündeki hayaller can çekişiyor bugün, cenazelerini kaldıracağız, yarınlarımız’a…
Manşet olmuşuz biz, tirajı en yüksek gazetenin ilk sayfasında. “Öldürüldü aşk!”başlığı atılmış. Fail-i meçhul olarak geçiyor adımız! Namımız almış başını yürümüş:
Sen; azmettirici, ben; katil. Ben bilmeden senin için zifiri hücre yolunu tutmuşum, sen uzaklarda yok olmuşsun.
Yâr, yok olmuşuz, aşkı tüketmiş dibe vurmuşuz. Kesmişiz sevginin şah damarını, gururumuzda boğmuşuz…
İşte bu yüzden; “acı” diyoruz artık “aşk”tan sonra kapımızı çalan ayrılıklara; yarım bıraktıklarımız adına…
29.11.2010
17:10
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder