Doğmak.
Kirletilmiş ve kahpeleşmeye devam eden bir dünyaya;
Bir sonbahar günü,
Hazan kadar sakin ama alay eder gibi insanlıkla.
Emeklemek.
Etrafında oluşturulmuş çemberi genişleten,
Dizlerden ve avuç içlerinden destek alan bedene,
İlkbaharı yaşatmak adına.
Koşmak.
Adımlamak yerküre denen katı cismi,
Ayak basmak, hayaller dünyasına.
Koşmak, koşmak ve yine koşmak,
Uçsuz bucaksız hayaller peşinden; kırlarda,
Yaza dokunmak için uzanmak, soyutluğa.
Düşlemek.
Ardından gitmek hislerin;
Kimi zaman bir ideal peşinden
Bazense ruhuna tecavüz ettiğim fahişelerimin peşinden:
Düş’le-mele-rimin.
Dünlerime, bugünlerime ve yarınlarıma.. Birine elveda derken diğerine merhaba dediğim anılarıma.. Geride bıraktığım senelerin içinde biriktirdiğim hatıralarım, dostlarım, düşmanlarım, kuklalarım adına.. Kırdığım, paramparça ettikten sonra yapıştırmak için kıçımı yırttığım ama başaramadığım kalpler ve çabalar adıyla.. Gerçekleştiremediğim hayallerim, gayelerim ve ideallerim hatırına.. Tükettiğim on sekiz yılımın ardına, buruk bir tebessüm yerleştirdiğim suretimin aslına.. Bazen geri gelmesini istediğim için ardından su döktüğüm aşklarıma ya da arta kalanlarını bile silmek istediğim kalp kırıklıklarımın acısına.. Aşklarıma, aşksızlıklarıma, hayatımda yer etmiş şahıslara, hayatımı mahvetmiş adamlara, adam sandığım şerefsizlerin gururlarına, gurursuzluklarına.. Acıya, gözyaşına kabuk bağlamış yaralara.. Mutluluğa, kahkahaya, kahpeleşmek için tabularını yıkan dünyaya ama en önemlisi aynada gördüğüm silüete kaldırıyorum bu gece kadehimi. ‘Şerefe!’ diye fısıldıyorum on dokuza ve isteksizce soruyorum ona: ‘Ne getirdin yanında?’
Teşekkürler.. Herkese ve herşeye..
13 Eylül
23:33

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder